Merhaba, Bir Zürafanın Anılarına Hoşgeldiniz!

Yaşam yolumuzun ortasında
Karanlık bir ormanda buldum kendimi, 
Çünkü doğru yol yitmişti.

Dante. Nedense zorlu bir sınav oldu onun macerası benim için. Kurgulara inanmak konusunda inanılmaz yetenekli biriyim. Gerçekleri bir kenara bırakıp kurguları yaşamak, öldürülmüş hayal gücümün intikamını alma çabam olsa gerek. Bazen düşünüyorum diye başlamayacağım, genel olarak hep düşünüyorum zaten. Evet, düşünüyorum, varlığım ne, yokluğum ne olacak? Hayır, ne için buradayım. Bu bize anlatılanlar, inançlarımız, hissettiklerimiz ne bütün bunlar? Haylaz bir zihnin kendine kurduğu bir dünya mı? Bazen aslında madden hiç olmayan, karanlığın ortasında, aydınlatmayan bir ışık olduğumu düşünüyorum. Bu esnada bedenimi, çevremi hissetmeye çalışıyorum. Bir nevi depersonalizasyondan bahsediyorum. Acıyı da hissetmem gerekiyormuş gibi geliyor. Teorik olarak bedenimden ayrılmaya çalışıyorum. Saçmalık. Evet, sonra ne saçmaladım yahu diyerek sıkıcı hayatın akışına bırakıyorum kendimi. Böyle zamanlarda o hayata ayak uydurmakta çok zorlanıyorum. Sanırım çok fazla inandım, ruhumun bu bedende hapsedildiği inancına. Bir çıkarabilirsem, her şey başka olacak gibi. Başka nasıl? Ya ne bileyim işte daha farklı, daha olması gereken gibi, daha iyi. Ah Tanrım, bazen çok yoruluyorum kendimden. Neden bu kadar kompleks hale getiriyorum basit bir nefes alıp verme hareketini. Descartes çok fazla yer etti çocukluğumda. Düşünmeden var olamayacağıma olan inancım beni bu hale getiren. Bizi inançlarımız var eder, yok etmeden önce. İnançlarımdan bahsedeceğim, hislerimden bahsedeceğim deli gibi sakladığım. Arınma macerama hoşgeldin okuyucu. Bir kere daha düşün, çok karmaşık bir kafaya girmek üzeresin. Hatta girdin diyelim, tam olsun.

Yorumlar

Yorum Gönder